İZ BIRAKAN ÖĞRETMENLERİM 24/11/2015 KUŞADASI


10603250_10152478958064011_4708698159974777674_n

Bugün öğretmenler günü biranda böyle bir yazı yazmış olduğum aklıma geldi.
Öğretmenler gününüz kutlu olsun 🙂
Yazıldığı zaman :16/04/2014 CİHANGİR

Öğretmenim, eğitmenim, Zeynep Aksoy’un ve David Cornwel’in web sitesine bakarken bir anda aklımdan geçti, bana bir çok şeyi öğreten öğretmenlerime, olan minnetimi sunacağım bir yazı yazmak. Kimler bana dokundu, kimler bir kapı açtı kimler bu günkü beni oluşturmamda katkıda bulundu.
Bu yazı bende iz bırakanlara teşekkür amaçlıdır. Belki hoş anılarla yada hoş olmayan deneyim ve hatıralarla renklenecek bilmiyorum.Başlayalım gelsin bakalım neler gelecek.

GİRİŞ BÖLÜMÜNDEKİLER.

—İlk öğretmenlerim ya da eğitmenlerim. Tabiî ki annem ve babam sonrasında teyzem ve halam, abilerim ve canım ablam.
Enteresan ve renkli bir ailem var. Hepsinin bambaşka yetenek ve nitelikleri var. Hepsi bir renk oldu benim için, kendi deneyim ve tecrübelerini yaşam pratiklerine dahil ederek büyük bir sevgiyle verdiler. Ve onlar sayesinde mutlu ve doygun bir çocukluk yaşadım. Bütün aileme teşekkür ederim. İyi ki size gelmişim.

—İlk okulda bir öğretmenim vardı. Çocukken ilkokul öğretmenin anne ya da baban yerine gelir derler. Bende pek öyle olmadı. Kendisini hiç sevmedim. Bunu fark eden ailem onun görevini de üstlendi annem ve ablam bu konuda da çok başarılıydı.

—Benim dönemimde orta okul vardı. O zaman hayatıma giren çok değerli bir öğretmenim oldu. Resim öğretmenim Kevser hanım o zamana kadar tanıdığım en marjinal insandı. Okuduğum okulda ayrıca resim ve iş eğitimi için bir bina vardı. Bina da çok etkileyiciydi. Kocaman atölyelerde kömür sobasının yanında ısınmaya çalışıp resim yapardık. Orda Kevser hocayla çalışabilmek için gün sayardım. O zamanlar ders seçebilirdik, ben bütün resim derslerini aldım. Kevser hoca bana sanatın ilk kapısını açan insandır. İyi ki seni tanıdım. Bende ki etkin çok büyük.

—Geldim liseye; lisede kim dokundu bana tabi ki beden eğitimi öğretmenim Zerafet Erbil. Hentbol takımımızın “ana tanrıçası” biz onsuz bir hiçtik. Okula tahammül edebilmemin belki de tek nedeni hentbol oynuyor olmak ve hocamızın Zerafet hanım olmasıdır. Ne eğlenceli yıllardı, kar ( izmir’e pek yağmaz) 🙂 , yağmur, çamur demeden çalışırdık, sürekli aynı fırçayı yerdik. “ çiçek atmayın” baya kötüydük İzmir’in iyi takımlarına yenilir hiç finale kalamazdık. Yanlış hatırlamıyorsam okulun ilk hentbol takımıydık. Çok çalışıyorduk ama diğer okulların olanakları bizde yoktu. Bahanemizde buydu, belki de gerçek. Zerafet hocam çok güzel günler hediye ettiniz bana, hala sol elim güçsüz ve berbat durumda yani çiçek atmaya devam…
Lise de hafızamda kalan değerli bir iki öğretmenim daha vardı. Matematik öğretmenim, resim öğretmenim bir de coğrafya öğretmenim. İsimler konusunda hep kötüydüm. Ama aklımdalar bana verdikleriyle kalbimdeler.

—Ben hep sosyal bir çocuk oldum. Yine lise yıllarında, benden nereden baksanız, en az 30 yaş büyük insanların olduğu bir koroya girdim. Müziğimizi Araştırma ve Geliştirme Derneği, Klasik Türk müziği öğreniyordum. Tabi 14 yaşında biri içlerinde olunca ilgide hep bende oluyordu. Tüm ekip bana müziği öğretti. Ve koro şefi Dr. Mustafa Bilgiç güzel ve değerli insan yine sol elimin güçsüzlüğü nedeniyle ritim sınavını geçemeyince beni destekleyen sözler söylemişti. Bana çok değerli bir şeyi müziği öğrettiniz. Herkese nasip olmaz o yaşta böyle insanlarla bir arada olmak, çok şanslıyım.

—Baya çırpındım lise biterken ben ne olacağım diye, konservatuar mı, spor akademisi mi, yoksa güzel sanatlar mı, hepsi için hazırlandım. Taa ki Sadiye hocayla tanışana kadar. Ben ve birkaç yakın arkadaşıma bütün kapılarını açtı. Bizi güzel sanatlara girebilmemiz için elinden geleni verdi. Ve eminim ki elinde olsa bizim hayal dahi edemeyeceklerimizi de bize verirdi. Senin sevginle ve emeğinle hepimiz üniversiteye girdik. Hepimiz için çok kıymetlisin.

—Güzel sanatlardayım artık. Tabi ki değerli bir çok hocam oldu ama konumuz bana gerçekten dokunanlar. Temel sanat eğitimi öğretmenim Derviş bey, tekstil tasarım öğretmenim Cemal bey ve Sanat tarihi öğretmenim Ayşegül hanım.
Önce Ayşegül hanım. Sanırım ikinci sınıfta tanıştım Ayşegül hocayla önceki sanat tarihi dersleri gerçekten çok sıkıcıydı. Kendimizi tıp fakültesinde okuyor zannediyorduk. Ayşegül hoca yaşayan ve gezen sanat tarihi hocası. Onunla ve hatta eşiyle tüm dünyayı ve müzeleri gezdik. Nasıl mı? Sağ olsun kendisi yüzlerce öğrenciyi tüm Avrupa’ya yanında götüremeyeceği için. Dialar çekmiş ve her derste bir döneme, bir ülkeye, bir kente götürdü bizi. Ben çok eğleniyordum. Bugün sanat tarihi hakkında ne biliyorsam Ayşegül hoca sayesindedir.

Derviş hoca; bir gün atölyeye elinde bir şişe şarap ve sigarayla girdi. Okulun ilk günlerinde anladık güzel sanatlarda olduğumuzu. Üç haftanız var bana fenomen çizin gelin dedi. Hep birlikte içimizden – buyur ! dedik. Hiç bir şey anlamamıştık. Fenomen konusu üç haftadan uzun sürdü ne çizdiysek oda üzerini çizdi. —————-olmamış.!!!

Sanırım 30 kişi de 3 kişi o ödevi gerçekten tamamlayabildi. Üçünden biri ben değildim. Derviş hocadan olur almak kolay iş değildi. Bakış açımı değiştiren hocamdır. Sayesinde sınıfı da geçtim dersi paylaştıkları diğer hoca – Asiye nasıl kurtulur tehditleri savuruyordu. Diğer hocanın bana verdiği not kalmama yetmedi. Çünkü Derviş hoca bana ne öğrettiğini çok iyi biliyordu. Derviş hocam senden öğrendiklerimi tarif dahi edemem.

Cemal Hoca; Ah ne kahrımızı çekti .:) Baskı masalarında bi türlü beceremediğimiz baskıları dayanamayıp elimizden alıp toparlardı. Her zaman bizleri iyi yönde destekler ve hiç bir zaman kırıcı olmazdı. “Hocam yaa bugün biz bahçede çalışsak” dediğimizde anlayan tek hoca, herhangi bir sorun yada isteğimize “Cemal hocaya söyleyelim o çözer” dediğimiz tek hoca … İtiraf ediyorum hocam sizde olmasanız oralar hiç çekilir değildi. :))

Üniversiteden şöyle hızlıca uzaklaşıp yakın tarihlere geleyim.Arada çok kıymetli insanlar girdi tabi hayatıma ama yazı çok uzayacak.

GELİŞME BÖLÜMÜNDEKİLER.

—Yoga eğitmenim Zeliha Albay bana sen yogasın dedi, bana bir kapı açtı. Zeliii iyi ki o kapının kolunu sen açtın.
—O kapı beni Zeynep Aksoy’a getirdi. Zeynep hocayı hiç tanımadan, bilmeden kendime bir soru sordum. Zeynep Aksoy’un eğitmenin olması içine siniyor mu? Ve cevap geldi. EVET
Atladım geldim İstanbul’a eğitmenlik eğitimi başladı. Zeynep hocayı ilk gördüğümde muazzam bir mesafe hissettim, aynı anda kalbim sıcacıktı, ilginç gelmişti o zaman. Dedim ki kendime sen seversin mesafeyi işte hocanı buldun. Ve öylede oldu. Bana beni araştırmam için o kadar çok yöntem öğretti ki hala çok işe yarıyor. Yoga eğitmenliği eğitimini sadece kendimi tanımak için aldım. Ama bakın bugün başkalarına kendilerini tanımları için yoga dersleri veriyorum. Bence Türkiye’deki en iyi yoga eğitmen eğitmeni. Tabi ki çok iyi başka eğitmenler var. Ben bendeki etkisine bakıyorum. Taşları yerinden oynatana yani. Zeynep hocam benim yolumda ilk taşı yerinden sen oynattın. Gerçekten şanslıyım ya da iyi karmalarımın sonucu sensin.

Ve aynı dönemde Yaşama sanatını öğreten S.N. Goenka ve asistan öğretmenlerim. Mutluluk Ne Demek ? Geçicilik Ne Demek? Dengelilik Ne Demek? Ve bunların hepsinin cevabı Vipassana meditasyon tekniği. Adını, sesini varlığını bütünüyle her duyduğumda ve hissettiğimde bütün varlığımla beni gülümseten insan ve bütün varlıkların mutlu, huzurlu ve özgür olmasını istemeyi öğreten Goenkaji, much metta…:)

Ve yine aynı dönem. Swami Vivekananda Sarasvati onun hakkında daha önce yazmıştım. Tantrik Agama yoga okulunun kurucusu, karyopraktik ve Big man. Sadece “Aşk” her gördüğümde sarılmadan ayrılamadığım insan. Çok özelsin.

iki yıl sonra Rolf ve Marci Najugat Bana Mysore Ashtanga yogayı öğreten öğretmenlerim. Artı Rolf den ders verirken nasıl rahat olunacağını ve Marci den de aynı anda onlarca kişiyi nasıl takip edebileceğimi öğrendiğim öğretmenlerim. Hayranlıkla izlediğim iki güzel insan.

Çok fazla öğretmenim oldu. Hepsi bir şeyler kattı bugünkü ben için burada yazdıklarım. Benim için önemli dönüşümler yaratanlar, ama diğer öğretmenlerimin de katkısı çok belki de bir öğretmen beni diğerine hazırladı böylece zincirleme bugüne ulaştım.
Hepsi çok değerli ve çok kıymetli, sizlere hep teşekkür ettim. Belki bazılarınıza söylememiş olabilirim ama bu yazıyla hepinize tekrar çok teşekkür etme olanağını yaratmış oldum.

İyi ki hayatımın belirli dönemlerin de var oldunuz ve olmaya devam edeceksiniz. İyi ki varsınız bugün sayenizde iyi, mutlu, huzurluyum. Sizden öğrendiklerimle bende iyi bir eğitmen olmayı deniyorum.
Umarım bana dokunduğunuz gibi bende başkalarına dokuna biliyorumdur.
Çok teşekkür ederim. Sizleri çok seviyorum.
Mutlu olun 🙂