NE YAŞANACAKSA YAŞANACAK KOH PHANGAN- KOH PHİ PHİ 22/04/2012


Bangkok’tan sonraki ilk durağımız, Koh Phangan, tam hatırlamıyorum zannedersem 14 saat otobüs ve bot yolculuğundan sonra, adaya vardık. Yine ne yapacağımız hakkında bir fikrimiz yoktu. Bottan iner inmez elimize ada haritalarını tutuşturdular, haritada Agama yoganın yer işaretlerini görünce, Deniz’e Agama okullarını olduğu bölgeye gidelim dedim ve orya gittik. Agama yogayı buldup, okulu ziyaret ettik. Çok güzel bir alanda kurulmuş, görüşebileceğimiz birilerini aradık ama kimseyi bulamadık. İnternetten ders programına baktım, almak istediğim Mistik dans kursu malesef yeni bitmişti. Ve katılabileceğim başka bir kursta yoktu. Bu Sefer zamanı değilmiş diyerek, adanın en turistik yerine gitmeye karar verik. Turistik diyorum, çünkü Hindistan’da turistik yer orası gitmeyelim dediğimiz yerler en görülesi yerlermiş, bu yüzden burada turist olduğumuzu kabul ettik.

2012-04-08-1453agama

Yerin adını hatırlamıyorum, ziyaret edecekler adaya geldiğinde en popiler yer neresi diye sorarsanız ilk söylenen yer orası. Gerçekten güzel bir yer, deniz kenarında, güzel bir yer bulduk. Orada üç dört gün kaldık. Benim için çok keyifliydi. Sabahları plajda yoga yapıp denize girmek, Günün geri kalan zamanlarında otelin restoranında manzarayı izleyerek Hindistan yazılarını yazmak. Akşam ise ateş şovları yapan taylı gençleri izeleyip günü bitirmek.

Tabi her gün bu anlattığım kadar sakin geçmedi. Deniz’le Motor kiralayıp adanın diğer yerlerini gedelim dedik. Süper bir fikirdi. Motor kiralanabilen bir yerden, iki tane scooter kiraladık. Deniz’in pasaportunuda teminat olarak bıraktık. Ya pasaport yada 9000 baht para bırakmalıymışız. Motorlara binip yola çıktık. Yollar çok geniş ve çok güzel görünüyor, sadece küçük ve çok tehlikeli bir kusuru var. Çok dik , uzun yokuşlar ve güzel plajların incecik kumları yol kenarlarını kaplıyor. Hindistan trafiğinden sonra düzenli ve tertemiz görünen, bu yollar hiç göründüğü gibi değilmiş. Çok dikkatli gitmemize ragmen önce ben kumda kayan tekerler yüzünden heralde üç beş metre yerde motorla birlikte sürüklenerek düştüm. Şu an kazadan, yaklaşık üç hafta geçmesine rağmen yaralarım halen geçmedi. Hemen bir eczane bulduk. Ve bana yaraları temizlemek için birşeyler alıp, temizledik. Eczacı kadın, bizi iyice delirtti. Kanayan ayağım nedeniyle, eczaneyi kirletmemek için dışarı çıktık. Ama içeriye birkaç damla kan akmıştı. Çıkarken Deniz yeri temizlemek için bir peçete istedi. Kadın satın al ve sil dedi. İnanılmaz bir şey, Kadın bizi kazıklamak için öncesinde bin bir hesap yaptı. Aldığımız şeyleri sayısız, kere hesapladı ve her seferin de farklı bir rakam çıkıyordu. Ben zaten sinirden yerimde duramıyordum. Ve sonra kadına gerçek rakamı kabul ettirdik. Birde üzerine temizlik hikayesine peçete satmaya kalkınca ne halin varsa gördeyip çıktık. İnanılmaz insanlar bizim insanlık ve ahlak anlayışımızın yakınından geçmiyorlar.

img_5560

Neyse bir süre sonra sinirim yatıştı ve yola devam edelim dedik. Ben Deniz’e Ne yaşanacaksa yaşanacak dediğimi hatırlıyorum. Demez olaydım. Yolda oldukça uzun, sanırım iki saatlik yol gittik. Deniz önden gidiyor. Yollar gerçekten çok tehlikeli bolca viraj ve yokuş benim yaşadığım durumdan sonra çok dikkatli gitmeye başladık. Deniz’in Motorunda bir tuhaflık vardı. Sağa sola sallanıyordu. Deniz hareket ediyor sandım. Daha sonra en olmayacak bir yerde Deniz’de motordan düşünce anlaşıldı nedeni arka teker resmen yarıktı. Kilometrelerce uzakta bunu fark ettik ve motroları kullanarak geri dönmemeye karar verdik. Neler oluyor anlamıyorduk. Berbat geçen bir gün, insanları çok acaip Deniz düştüğünde motorun altında kaldı. Ben motoru kaldırmaya çalışken, insanlar sadece bakıyordu. Orada ölsen,çürüyüp kokuşsan heralde gelip kaldırmazlar. Çok enterasan. Neyseki arada iyiniyetli insanlarda olabiliyor ama onlarıda ikna etmek gerek. Birinin telefonunu alıp, motru kiraladığımız yeri aradık. Bir araçla gelip bizi aldılar. Ama bize taksi göndermişler.Taksici olduğunu söyleyen adam ki biz hiç zannetmiyoruz onun taksici olduğunu. Onlardan biriydi. Bizden 2000 baht istedi. Bizde bekle motor sorununu halledelim önce dedik. Adam sinirlendi. Polise gidiyorum deyip gitti. Motorsikletçilerin hepsi çok rahattı, bizi sağlam kazıklayacaklarından emindiler. Sadece biz değildik. Fransız turistlerde vardı. Onlarada küçük çizikler için, kazıklanmaya hazırdılar. Biz durumu erken anladığımız için yalan söyledik, çünkü başka türlü başa çıkamazdık. Kaba olabilir ama bunlar bizi donumuza kadar soyardı. Patlak tekerli motoru bilerek veriyorlar ki kaza yapasın, onlarda seni soysun tam bir çeteye düşmüştük.

img_5547

Güzelce konuşup anlaşalım dedik, başlarda çok iyi niyetliydik diyebilirim. Bize bir fatura çıkardılar, dudak uçuklatır. motorlarda ufak tefek çizikler vardı, en büyük hasar benim kullandığım motorun aynası kırılmıştı.Verdiğimiz hasarı ödemeye hazırdık. Ama onlar bizi bilerek ölüme göndermişti işte bu hazmedilir şey değildi. O yolarda İçimizden biri yada ikimizde ölebilirdik, onlar ise bizi nasıl soyacaklarını hesabını çoktan yapmışlardı. Ufak tefek bir kız tepemin tasını attırdı. Tam dayaklık, Teşekkür ediyorum, o kızı dövmemem için içimdeki sabra ama ramak kalmıştı. İçimde de kalmadı değil hani. Hiç bilmediğin bir yerde AHLAKSIZ insanların içinde çağresiz kaldık. Polislerine gitmek heralde daha kötüsünü yaşamamıza neden olurdu.
Bize çıkardıkları fatura 18000 baht yani yaklaşık 600 dolar. Ufak çizikler için, Bir scooter alacak para burada çok ucuz bu aletler. Fransızlardanda 300 dolar. Ooo kısa günün karı süper iş, Biz daha iyimser olup 2000 baht veririz dedik. Ama pasaportumuzun onlarda olması onları cesaretlendiriyordu. Bizde bu parayı vermemeye çok niyetliydik saatlerce süren itiş kakış ve en son istiyorsanız 2000 baht yoksa pasaport sizde kalsın dedik. Yerin sahibi olan adam siz turistsiniz, herşey için paranız var, otel, yemek, içki, herşey bize gelincemi paranız yok dedi. işte o an iyice delirdik. Siz siz olun bir yere giderken orada ki herkese para vermeniz gerekliliğini hesaplamayı unutmayın. Zira turistsiniz. Bir turistin asli görevi gittiği yöreyi ekonomik olarak fazlasıyla kalkındırmak. Oldu canım diyorum. Bizim ülkemizdede turistleri soyup soğana çeviriyorlar. Gezi boyunca bir sürü hikaye dinledik ülkemizi ziyaret etmiş turistlerden, hepsi de aynı dertten muzdarip.
Ben sinirden şuurumu yitirdim. Deniz’de ehh sıkıldım bunlardan deyip. Pasaportu onlara hediye ettik. Tek kuruş veresimiz de kalmamıştı. Olan bizim moralimize oldu. Yaptığımız gezi programını değiştirmek zorunda kaldık, başka ülkelere geçme şansımız artık yoktu.

O gün yaşadıklarımız benim canımı çok sıktı. Deniz daha rahat görünüyordu. Olan olmuştu yaşanacaklar yaşandı. Gece yaşananlar üzerine düşündüm, Hindistan’dan geldiğimizden beri çok başka bir dünyada hissediyorduk, zihnimizde olumsuzlukluklarla doluydu. Bu hali değiştirmediğimiz sürece, olumsuzluklukları yaşamamız olağan gibi geldi. Kısa bir meditasyon yaparak bu durumu, o anın nelerle dolu olduğuna baktım. Tüm deneyimlere verdiğim tepkiler gözümden geçiyordu. Bu hali kırmalıydım. İçimde ki evrensel sevginin gücüne sarılıp, süreci olduğu gibi kabulunü deneyimlemeyi seçtim. Evet NE YAŞANACAKSA YAŞANACAK.

 

Did you like this? Share it:

Bir yorum ekleyin